Türkçe English العربية русский

Göz Hastalıkları

Yedi Cihan Sağlık
31 Ekim 2014

GÖZ  HASTALIKLARI

Genel muayene

Gözlerimiz  5 duyumuz  arasında bize dünyanın kapılarını açan, öğrenme ve algılama yeteneğimize en büyük yardımcı olan  en önemli organımızdır.

Gözlerin sağlığı son derece önemlidir bu nedenle düzenli göz muayenesi mutlaka yapılmalıdır.

Gözlük kullanan veya kullanmayan herkesin şikayeti olmasa bile yılda bir kez göz muayenesi yaptırması gereklidir. Çocuklarda bu süre 6 ayda bir, hatta bazı durumlarda doktorunuzun gerekli görmesi ile daha sık olabilir.

Göz sağlığının yanı sıra, sıradan bir göz muayenesiyle hipertansiyondan şeker hastalığına,  genetik hastalıklardan böbrek hastalıklarına,  beyin tümörlerine dek birçok hastalığın tanısı konulabilmektedir.

Genel göz muayenesinde bazı testlerden yararlanılır:

  • Görme Keskinliği Testi

İnce detayları görebilme yeteneğimiz, giderek küçülen rakam ve harflerden oluşan testlerle ölçülür.

  • Gözlük Muayenesi

Gözümüzde oluşan kırma kusurunun gözlük ile düzeltilmesiyle net görüş sağlanır.

  • Göz Kapaklarının Muayenesi

Göz kapakları, gözyaşı bezleri, gözyaşı boşaltım sistemi ve göz etrafındaki alanların durumu incelenir.

  • Göz Kaslarının Muayenesi

Gözün iç kasları, gözbebeğinin hareketini kontrol eder. Gözün dış kasları da gözlerin paralel durmasını sağlar. Bu sistemdeki herhangi bir bozukluk şaşılık ve çift görmeye neden olur.

  • Göz Tansiyonu Ölçümü

Otomatik ya da manuel yöntemler yardımı ile göz içi basıncı saptanır. Glokom hastalığının erken teşhisi için bu ölçümler büyük önem taşımaktadır.

  • Biomikroskobik Muayene

Özel cihazlar ile kornea, iris, lens ve retina tabakasının detayları incelenir.

  • Göz Dibi Muayenesi

Bu muayene ile diyabetik retinopati, retina dekolmanı, glokom, hipertansiyon, böbrek hastalıkları, beyin tümörü ve vücuttaki çeşitli hastalıklara ait belirtiler saptanabilir.

 

 Katarakt

Gözün başlıca iki görme mekanizmasının biri olan göz merceği (ya da lens), gözbebeğinin tam arkasındadır. Katarakt, normalde saydam olan göz merceğinin saydamlığını kaybedip görme için gerekli olan ışığın retina tabakasına geçmesini önler.  Katarakt bulunan hasta; bulanık görme, kamaşma veya ışığa duyarlılığın artışı, gözlük numaralarının sık değişmesi, bir gözde çift görme, okuma için daha parlak ışığa ihtiyaç duyma, renklerde soluklaşma veya sararma, gece veya çok parlak ışıkta görme bozukluğu, ışıkların çevresinde haleler gibi şikayetlerle doktora gelir.  Her yıl dünyada milyonlarca kişi katarakt ameliyatı olmaktadır.

Yaşlandıkça herkeste az çok katarakt  oluşur.  60 yaşın üstündeki insanın çoğunda bir dereceye kadar katarakt vardır. Kataraktların meydana gelmesinde tek faktör yaş değildir. Şeker hastalığı, kortizonlu ilaçlar kullanılması,  gözde fiziksel darbe, bazı vücut ve gözdeki diğer hastalıklar katarakt oluşumuna katkıda bulunur. Yenidoğan bebekte de katarakt görülebilir  veya doğumdan az zaman sonra gözünde katarakt belirebilir.

Şeffaflığını kaybetmiş bir göz merceği ilaç tedavisi veya gözlük kullanımından fayda görmez. Katarakt tedavisinde tek geçerli yöntem cerrahidir. Ancak şeffaf olmayan göz merceğinin çıkarılıp yerine şeffaf lensin koyulması ile başarı sağlanabilir.

Katarakt ameliyatı fakoemülsifikasyon (FAKO) yöntemi ile iğnesiz ve dikişsiz olarak yapılır, böylece hasta acı ve ağrı hissetmez, hızlı iyileşme sağlanır. Geliştirilen son teknik olan FAKO ile kataraktın olgunlaşmasına gerek olmaksızın kataraktlarının tedavisi yapılabilir. Ayrıca göz içine yerleştirilebilinen multifokal lensler ile ameliyat sonrası hem yakın hem de uzağı gözlüksüz görme sağlanabilir. Böylece hasta aynı ameliyat ile hem katarakt tedavisi olur hem de uzak ve yakın gözlüklerinden kesin olarak kurtulabilir.

Katarakt tedavisinin başarısı, hekimin tecrübesi, ameliyatta kullanılan malzemenin kalitesi ve göz içine yerleştirilen merceğin özelliği ile doğrudan ilişkilidir.

Retina

Retina,  gözün arka kısmında ışığı algılayarak görüntüyü beyne ileten hücre ve sinirlerden oluşan  tabakadır. Retinada oluşan hastalıklar doğrudan geçici veya kalıcı körlüğe neden olmaktadır. Bu nedenle erken teşhis, koruyucu tedavi ve geç kalınmadan yapılacak doğru cerrahi girişim önemlidir.

Retina hastalıklarının bazı belirtileri vardır:

  • Ani veya yavaş görme kaybı
  • Gelip geçici ve kısa süreli görme kaybı
  • Işık çakmaları
  • Göz önünde uçuşan koyu cisimler (uçuşan sinekler)
  • Kırık-dalgalı görme
  • Görüş alanında karanlık bölgeler oluşması
  • Görüşün perdelenmesi

RETİNA HASTALIKLARI NELERDİR?

  • Diyabetik Retinopati
  • Retina Dekolmanı
  • Göz İçi Kanamaları
  • Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansı
  • Travmada Retina Sorunları
  • Yenidoğan Retinopatisi
  • Retina Damar Tıkanıklıkları
  • Makula Deliği
  • Epiretinal Membran
  • Endoftalmi
  • Miyopik Retina dejenerasyonu (ileri derece myoplarda)
  • Retinitis Pigmentosa (Tavuk karası)
  • Retina tümörleri

Retina ve çevresinin ayrıntılı incelenmesi için  göz bebekleri damlalar ile genişletilir. Göz hekimi muayene mikroskobuyla gözün retina tabakasını inceler. Gerekirse göz ultrasonografisi yapılır.

Retina bozukluğunun tipine göre  tıbbi tedavi, lazer tedavisi ve cerrahi tedavi gerekebilir. Erken teşhis tedavinin ilk basamağıdır.

Glokom

Göz küresinin, göz içi sıvısı tarafından oluşturulan belirli bir basıncı mevcuttur. Buna göziçi basıncı adı verilir. Normal düzeyi 10-20 mm cıva basıncı arasındadır. Glokom, yükselen göz iç basıncının, görme sinirinde hasara neden olmasıyla ortaya çıkan bir hastalık tablosudur. Hastalığın başlangıç döneminde genelde hastanın şikayeti olmadığı için uzun bir süre içinde görme siniri yıpranmaya uğrar ve bu yıpranma, hasta durumu farkettiğinde hasar geri dönülemez düzeye gelmiş olabilir. Bu nedenle glokomun erken tanısı önemlidir, erken fark edilen glokom, gözde daha fazla yıpranma oluşmadan kontrol altına alınabilir. 30 yaşını aşmış erişkinler her yıl düzenli göz muayenesi olmalı, göz tansiyonunu kontrol ettirmeli ve gerekirse görme alanı inceleme testleri yaptırmalıdır.

Belirtileri Nelerdir:

  • Gözlerde sulanma
  • Işığa karşı aşırı hassasiyet
  • Işık etrafında halkalanmalar
  • Artan baş ağrıları
  • Gözlerde kırmızılık oluşumu

Glokom  her insanda ve yaşta ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Bunun yanında bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilmektedir:

  • Genetik faktörler (ailenizde glokom öyküsü)
  • Yüksek miyopi
  • Yüksek hipermetropi
  • 35 yaş üstü olmak
  • Uzun süre kortizonlu ilaç kullanımı
  • Yüksek seyreden göz tansiyonu
  • Sigara kullanımı
  • Şeker hastalığı
  • Şiddetli kansızlık
  • Tansiyon hastalığı
  • Migren

Glokom hastalığının tanısı konulduktan sonra tedavide amaç göz tansiyonunu düşürerek göz sinirinin hasarını durdurmak ve görme kaybının ilerlemesini engellemektir. Glokomda ilaç tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler sağlanmış, etkili yeni ilaçlar tedavinin başarısını büyük ölçüde artırmıştır. İlaç tedavisinde en önemli nokta hastanın ilaçlarını sürekli olarak düzenli kullanmasıdır. İlaç kullandırılamayan veya ilaç tedavisine yanıt vermeyen olgularda kullanılan cerrahi yöntemler planlanır.

 Üveit 

Göz yuvarlağının ortasında bulunan jel benzeri maddenin çevresini 3 tabakadan oluşan bir kılıf sarar. En dışta sklera adı verilen beyaz kısım, en içte retina adı verilen, görmemizi sağlayan bölüm ve ortada da uvea bulunur. Uveanın iltihabına “Üveit” denir. Sıklıkla kronik ve tekrarlayıcıdır. Bu durum görmeyi ciddi şekilde tehdit eden durumlara neden olmaktadır. Üveit ciddi, sinsi seyirli ve kronik bir hastalıktır. Bu nedenle erken tanı, doğru tedavi, sık ve iyi takip, iyi bir hasta-hekim uyumu ile görme kurtarılabilir. Hastalık sessiz döneme geçse bile mutlaka 3 ayda bir düzenli takipleri gerektirir. Bu takip süresinde vücudun göz dışında herhangi bir rahatsızlık oluşması halinde (aft, yara, ciltte lekelenme, romatizmal belirtiler vb) mutlaka göz doktoruna bilgi verilmelidir.

Uvea, artık gözün ayrı bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir. Uvea ile ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi, immunoloji (bağışıklık bilimi) ve genetik dallarındaki giderek artan gelişmelerle desteklenmektedir.

Üveitin belirtileri

  • İriste damarlanma ve ödem
    • Gözbebeğinde küçülme
    • Lensin arkasında vitrenin önünde iltihap hücreleri
    • Gittikçe artan baş ağrıları
    • Görmede azalma veya bulanıklaşma
    • Şiddetli göz ağrısı
    • Işığa karşı hassasiyet ve kamaşma,
    • Gözde kanlanma
    • Göz yaşarması
    • Görme alanında oluşan lekeler
  • Ani oluşan ışık çakmaları

Kornea 

Kornea gözün şeffaf ve bombeli ön bölümüdür. Kırılmayı sağlayan ve ışık ışınlarını retinaya yönlendiren bir tabakasıdır. Kornea saydamlığı doğuştan, genetik hastalıklar sonucu veya sonradan geçirilen travma, enfeksiyon veya cerrahi sonrasında bozulabilir. Şeffaflığını kaybeden kornea nedeniyle görme kalitesi azalır. Kornea ön yüzündeki düzensizlikler sonucu şiddetli ağrı, batma, yanma ve ışık hassasiyetinde artma gibi şikayetler de oluşabilir.

Sık görülen bazı kornea hastalıkları şunlardır:

 

Kuru Göz Sendromu: Gözyaşı üretiminde ya da kalitesinde bozukluğa bağlı  gelişen kornea ve konjonktiva yüzeyindeki nem kaybından kaynaklanır. Belirtileri gözde batma, kızarıklık ve sürekli yabancı cisim hissidir.

 

Keratit: Korneada enfektif bir odak oluşumuna keratit adı verilir.  Hastalığın erken teşhisi tedavisi için oldukça önemlidir. Geç kalınan tedavi verilmeyen göz kaybedilebilir.

 

Keratokonus: Keratokonus korneanın ilerleyici incelme ve sivrileşmesi sonucu oluşan bir hastalığıdır. İlerleyen sivrileşme sonucu korneanın çeşitli tabakalarında çatlama ve kalıcı olarak saydamlığını kaybetmiş bir alan oluşumuna neden olur. Genellikle ergenlik döneminde başlayıp , tanısı yirmili yaşlarda konulur.  20–40 yaş arasında ilerleme gösteren keratokonus 40 yaştan sonra durağan döneme girer.  İlerleyen miyopi ve astigmat, görmede azalma yakınmaları ile belirti vermeye başlayan keratokonus hastalığına gerekli muayene ve tetkikler ile erken dönemde teşhis konulabilir. Erken tanısı önemlidir.

 

Keratoplasti; halk arasında göz nakli olarak bilinen, aslında gözün sadece bozulmuş olan korneasının bağışlanan saydam kornea ile değiştirildiği bir ameliyattır.  Ameliyat tercihen genel anestezi altında yapılır.

Ülkemizde kornea naklinin en çok yapıldığı durumlar keratokonus, psödofakik büllöz keratopati (katarakt ameliyatı sonrası kalıcı kornea ödemi gelişmesi) ve kornea yaralanmalarıdır (delici kesici travmalar) Korneanın saydamlığını kaybettiği ve distrofi adı verilen kalıtsal hastalıklar da kornea nakli ile tedavi edilmektedir. Herpetik keratit gibi korneada kalıcı hasara neden olan enfeksiyonlar sonrası da kornea nakli gerçekleştirilebilir.

Konjonktiva hastalıkları

Gözde kızarıkların en sık sebebi olan konjonktivit, konjonktiva tabakasının iltihabına verilen isimdir. .Konjonktiva gözün ön yüzeyini ve kapakların iç yüzünü örten zar yapısındaki dokudur Bu tabaka içinde ince damarlar vardır ve dikkatli bakıldığında çıplak gözle dahi görülebilirler. Konjonktivada iltihap olduğunda damarlar daha belirginleşir ve göz kızarır.  Bakteriyel nedenlere bağlı konjonktivitlerde kızarıklık ve özellikle sabahları belirgin olan sarımsı renkte yoğun çapaklanma asıl şikayetlerdir. Virüslere bağlı konjonktivitlerde ise ciddi kızarıklık ve sulanma olur. Mikrobik ve viral konjonktivitler bulaşıcı olabilirler. Özellikle adenoviral konjonktivit denilen viral konjonktivitler çok bulaşıcıdır ve salgınlara neden olur. Bu nedenle konjonktivitli hastaların sık sık ellerini yıkamaları, mendil, havlu, yastık gibi eşyalarının sağlıklı bireylerden ayırmaları, havuza girmekten ve tokalaşmadan kaçınmaları gerekir.

Konjonktivit tedavisinde etkene göre çeşitli damlalar verilir. İlaç damlatmadan önce hastanın tüm çapaklarının gözden uzaklaştırılması gerekir. Bu kaynamış su ile ıslatılan temiz bir pamukla yapılabilir.

Çocukluk döneminde allerjik konjonktivitler sık görülürler. Saman nezlesi olarak da bilinen alerjik konjonktivit ağaç ve çiçek polenlerinin daha fazla olmasından dolayı ilkbahar ve yaz aylarında daha sık görülür. Bunun yanında bazı alerjik konjonktivitler tüm yıl da sürebilir. Kızarıklık ve kaşıntının yanında  aksırık, burun akıntısı ve kaşıntısı da şikayetlere eşlik edebilir. Güneşli havalarda şapka, güneş gözlüğü gibi önleyici tedbirler alınmalıdır. Yapılan tedaviler alerjiyi baskılar, şikayetlerin azalmasını sağlar fakat alerjiyi yok etmez.  Bundan dolayı damlalar alerji mevsiminde düzenli kullanılmalıdır, ilaç kesildiğinden şikayetler yeniden başlayacaktır. Alerji genelde yaş ilerledikçe hafifler.

Konjonktivitin başlıca belirtileri;

  • Gözde ışığa karşı hassasiyet,
  • Sulanma ve çapaklanma,
  • Kızarıklık,
  • Kaşıntı,
  • Batma,
  • Şişlik

Bu belirtiler görüldüğünde en kısa zamanda mutlaka bir göz hekimine gidilmelidir.

Konjonktivit İçin Risk Faktörleri

Allerjik konjonktivit için allerji yapan bir maddeye maruz kalmak,  viral ya da bakteriyel konjonktivit enfeksiyon kapmış olan biriyle temas etmek konjonktivit nedenidir.  Hem viral hem de bakteriyel konjonktivit çocuklar arasında son derece yaygındır ve çok da bulaşıcıdır. Konjonktivit hastası olan biri işaret ve belirtiler ilk olarak görüldükten sonraki yedi ile 14 gün arasında da hastalığı bulaştırabilir.

Şaşılık

Gözlerin paralel olarak aynı noktaya bakamamasına şaşılık denir. Gözlerden bir tanesi tam karşıya bakarken diğeri içe, dışa, yukarı ya da aşağıya bakmaktadır. Farklı yöne bakış nedeniyle beyine farklı iki görüntü gönderilecektir. Bu durumda beyin yanlış yöne bakan gözden gelen görüntüyü yok sayacak ve sadece karşıya bakan gözün ilettiği görüntüyü kabul edecektir. Bu nedenle şaşılığı olan bir çocukta kayan gözde görme azalacak yani göz tembelliği (ambliyopi) gelişecektir. Erişkinlerde ise göz tembelliği gelişmez, çift görme meydana gelir. Bu nedenlerde erişkindeki şaşılıkta en büyük şikayet çift görmedir.

Şaşılık Tedavi Yöntemleri

  • Gözlük:Bazı tip şaşılıklar görme kusuruna bağlı olarak oluşur. Hasta gözlük kullanmaya başladıktan sonra gözlerdeki kayma düzelir.
  • Kapama Tedavisi:Bu tedavi yöntemi hastanın gözünde tembellik var ise uygulanmaktadır.
  • Ortoptik tedavi:(Kapama, CAM, özel cihazlar yardımıyla yapılan egzersizler)Bu tedavi her iki gözle görme yeteneğini ve derinlik hissini kazandırmak amacı ile uygulanır.
  • Botox tedavisi:Kaymaya neden olan kas içersine botilinum toksin enjeksiyonu yapıldığında gözde paralellik sağlanır, ancak etkisi yaklaşık 6 ay kadardır ve daha çok sinir felcine bağlı şaşılıklar gibi özel durumlarda tercih edilen bir tedavi yöntemidir.
  • Cerrahi tedavi:Göz küresinin dışında yer alan kaslara müdahale edilir.

Göz tembelliği

Ambliyopi, gözlerden birinin erken çocukluk çağlarında normal bir görme düzeyi kazanamaması halidir, halk arasında “göz tembelliği” olarak da bilinir. Ambliyopi genellikle tek bir gözde görülse de bazen her iki gözde de bulunabilir.

Çocuk belli bir yaşa ulaştıktan sonra ambliyopi tedavi edilemez bu nedenle erken teşhis edilmesi, kontrol takipleri ve ailenin de durumun önemini kavrayarak yapacakları kapama tedavisi tedavinin temelini oluşturur. Bazı meslek dallarında (askerlik, pilotluk gibi)  göz tembelliği nedeniyle az görme düzeyi olanların çalışılmasına izin verilmez.

Göz tembelliğine neden olan en önemli hastalıklar şaşılık, kırma kusuru ve katarakt gibi hastalıklardır. Bazı durumlarda göz tembelliği genetik olablir, bu nedenle ailesinde göz tembelliği hikayesi olan çocuklar erkenden göz muayenesine getirilmelidir.

Şaşılık göz tembelliğinin en önemli nedenidir.

Kırma kusurları eğer zamanında gözlük ile düzeltilmezse bulanık gören göz zamanla yok sayılır ve tembellik gelişir. Gözler normal gözükmektedir ama tek göz diğerine göre daha az görmektedir. Takibi mutlaka düzenli yapılmalıdır.
En ağır ambliyopi tipi katarakt ya da görüntünün net olarak odaklanmasını engelleyecek durumlarda gelişir.

Oküloplasti

Oküloplasti göz biliminin göz kapakları, gözyaşı yolları ve orbita (göz çukuru) hastalıklarıyla ilgilenen branşıdır. Okuloplasti bölümünde göz torbalarının alınmasından protez göze, göz içi tümör ameliyatlarından, botoksa kadar her türlü tedavi ve estetik cerrahi uygulamaları gerçekleştirilmektedir.

 

 Pitozis

Göz kapağı hastalıklarının en sık rastlanılan şekli “pitozis” olarak adlandırılan üst kapağının  düşüklüğüdür. Göz kapağı düşüklüğü bir veya her iki göz kapağını da etkileyebilir, kalıtımsal olabilir ve doğuştan olabileceği gibi yaşlanma, travma veya sinir felci gibi sebeplere bağlı olarak sonradan da ortaya çıkabilir. Çocuklarda göz bebeğini örtecek kadar ileri olan doğumsal kapak düşüklükleri görme gelişimini engelleyerek göz tembelliğine yol açacağından bu hastalarda tedavinin zamanlaması önem taşır ve kapak düşüklüğünün acil olarak düzeltilmesi gereklidir. Görmeyi etkilemeden sadece kozmetik sorun oluşturan hafif dereceli kapak düşüklükleri ise hastanın toplum içinde kendini daha rahat hissetmesi ve psikolojik gelişiminin olumsuz etkilenmemesi için düzeltilmelidir. Çocuk hastalardaki hafif göz kapağı düşüklükleri bu nedenle okula başlamadan hemen önce (5-6 yaş civarı) düzeltilmelidir.

Kozmetik Kapak Cerrahisi

Her gün binlerce kez tekrarlanan göz kırpma hareketi ve yerçekimi etkisi ile yıllar içinde göz kapağı cildi incelir ve cilt altındaki kas tabakası zayıflar. Sigara ve güneş ışığı gibi çeşitli çevresel etkenlerin yoğunluğu ve kişinin kalıtımsal özellklerine bağlı olarak da değişmekle beraber genellikle otuzlu yaşların sonlarına doğru göz çevresindeki yaşlanma değişiklikleri belirgin hale gelmeye başlar. Göz çevresindeki yağ yastıkçıkları öne doğru gelerek kapaklarda torbalanmalar oluştururken, gevşeyen kapak derisi de sarkarak kıvrımlanma gösterir. Göz kapağı derisindeki sarkma ve torbalanmalar cerrahi olarak düzeltilebilir. Blefaroplasti adı verilen bu ameliyat sırasında alt ve üst göz kapaklarında sarkma oluşturan fazla deri kesip çıkartılırken, gerekiyorsa göz çevresindeki yağ torbaları da küçültülür.

 

 

Nörooftalmoloji 

Nörooftalmoloji göz ve sinir sisteminin ortak hastalıkları ile ilgilenen bilim dalıdır.

Nörooftalmolojik hastalıklarda belirtiler şunlardır:

 

  • Ani görme kaybı,
  • Ani çift görme,
  • Yavaş ilerleyen görme kaybı,
  • Geçici görme kaybı,
  • Renk görme bozuklukları,
  • Görme alanında görülemeyen bir bölge,
  • Çift görme,
  • Göz bebeklerinin büyüklük farklılıkları,
  • Tiroide bağlı göz hastalığı,
  • Migren ve benzeri göz ağrıları,
  • Multipl skleroza (MS) bağlı göz yakınmaları,
  • Miyasteni gravis’e bağlı göz yakınmaları,
  • İnmelere bağlı göz yakınmaları,
  • Yüz felçleri ve yüzde kasılmalar

Nörooftalmolojik hastalıkların neden olduğu şikayetler kalıcı olabilir, bu nedenle kısa sürede tanınmalı ve tedavi edilmelidir.

Çocuk göz sağlığı

Bebeklik ve çocukluk çağında yaptıracağınız göz kontrolleri ile çocuğunuzu bütün hayatını etkileyecek göz hastalıklarında koruyabilirsiniz.  Çünkü erişkin çağda görülebilen pek çok göz hastalığı (katarakt, glokom) bu çağda da görülebileceği gibi sadece çocukluk döneminde görülen hastalıklar da bu kontroller esnasında yakalanılarak tedavi edilebilirler.

Bu hastalıklar arasında erken doğum sonrası oluşan prematür retinopatisi, göz tembelliği (ambliyopi), göz sulanma problemleri ve refraksiyon kusurları sayılabilir. Bu dönemde hastalıkların geç tanı alması ömür boyu körlüğe neden olabileceğinden bu hastalıkların erken teşhisi önemlidir ve tedavideki başarı ile doğru orantılıdır.
Bu nedenle tüm bebeklerin yeni doğan çağında, bir yaşında, üç yaşında ve okul öncesi dönemde şikayetleri olsun veya olmasın rutin kontrollerinin yapılması gerekir.

Göz yaşı kanal tıkanıklığı

Gözyaşı kesesi ve gözyaşı kanalları gözyaşını burun boşluğuna ulaştırırlar. Bu kanalların çeşitli nedenlerle tıkanması gözyaşının dışarı akmasına neden olur. Tıkanıklık doğuştan olabileceği gibi, travma, iltihaplanma veya burun ameliyatlarına bağlı da olabilir.

Tıkanıklık Belirtileri:

 

  • Aşırı sulanma
  • Gözde sık sık çapaklanma
  • Burun kökünde şişlik

Yeni doğmuş bebeklerde sık görülen rahatsızlıklardan biri olan gözyaşı kanalı tıkanıklığı çoğu zaman müdahaleye gerek kalmadan kendiliğinden düzelir. İlk bir yıl masaj uygulaması yapılır. Masaj burun kökünden, aşağı doğru uygulanır. Masajla kendiliğinden kanalın açılma ihtimali %95 civarındadır. Birinci yıl sonunda kanal kendiliğinden açılmazsa probing denen basit bir operasyonla göz yaşı kanalı açılır.

Erişkinlerde görülen kanal tıkanıklığında cerrahi uygulanır

Kırma kusurları ve tedavisi

Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi görme kusurlarının kalıcı tedavisi refraktif cerrahi yöntemleri ile yapılmaktadır.  Şu anda tüm dünyada kullanılan en gelişmiş ve yaygın yöntem lazer kullanılarak yapılan cerrahilerdir.

Kimler Lazer Ameliyatı Olabilir?

  • 18-60 yaş aralığında olan kişiler
  • Göz dereceleri son 1 yılda 0,50 diyoptriden fazla değişmemiş olan
  • - 10 diyoptriye kadar miyopisi olan
  • - 6 diyoptriye kadar astigmatı veya +4 diyoptriye kadar hipermetropisi olan
  • Kornea dokusu kalınlığı yeterli olan
  • Diyabet, romatizma gibi sistematik hastalığı bulunmayan
  • Gözlerinde başka herhangi bir hastalık (keratokonus, göz tansiyonu vb.) bulunmayan
  • Yapılacak ön muayene ve tetkikler neticesinde, göz yapısı ameliyata uygun bulunan hastalar  lazerle tedavi edilebilmektedir.

Miyopi, hipermetropi, astigmatizma gibi kırma kusurları kornea tabakasına yapılan işlemler uygulanması ile düzeltilebilir. LASIK yönteminde korneanın üst yüzeyinde ince bir tabakanın yatay olarak kesilerek kaldırılır. Altında ortaya çıkan kornea yüzeyinde “excimer lazer” uygulanarak  göz dereceleri düzeltilir.

Yapılan excimer lazer türleri intralasik ve PRK yöntemidir

© 2014 Yedi Cihan - Telif hakları tarafımızca saklıdır.       Web Tasarım