Türkçe English العربية русский

Kardiyoloji

Yedi Cihan Sağlık
31 Ekim 2014

Kardiyoloji nedir?

Kardiyoloji, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır.Kardiyoloji biliminin tanı ve sağaltımınıtedavi) sağlamak için çalıştığı hastalıklar arasında, günümüzün en önemli sağlık sorunları arasında yer alan bazı hastalıklar bulunmaktadır. Bu hastalıkların birkaçı şöyle sıralanabilir:

* Hipertansiyon

* Aterosklerotik kalp hastalıkları (koroner arter hastalığı gibi)

* Kalp ritmi bozuklukları (aritmiler)

* Doğuştan kalp hastalıkları

*Kalp kapak hastalıkları

*Hiperlipidemi(Kan yağlarında yükselme)

Kalp damar hastalığı açısından kimler risk altında?

Kardiyovasküler hastalık multifaktöriyeldir ve risk faktörleri sinerjik etki gösterir izole edilmeleri mümkün değildir. Bu nedenle önce bireydeki risk faktörleri saptanmalı ve sonrasında birlikte değerlendirilerek gerçek risk yükü ortaya çıkarılmalıdır.

Günümüzde kabul edilen önemli koroner kalp hastalığı risk faktörleri şunlardır:

  • Yaş (erkeklerde >45, kadınlarda >55 veya erken menopoz)
  • Aile öyküsü (birinci derece akrabalardan erkekte 55, kadında 65 yaşından önce koroner arter hastalığı bulunması)
  • Sigara içiyor olmak
  • Hipertansiyon (kan basıncı >140/90 mmHg veya antihipertansif tedavi görüyor olmak)
  • Hiperkolesterolemi (total kolesterol >200 mg/dl, LDL-kolesterol >130 mg/dl)
  • Düşük HDL-kolesterol değeri (<40 mg/dl)
  • Diabetes mellitus (diyabet bir risk faktörü olmanın yanısıra, koroner kalp hastalığı varlığına eşdeğer bir risk taşıdığından risk değerlendirmesinde ayrı bir yeri vardır)

Kalp damar hastalığı önlenebilir mi?

Kardiyovasküler hastalıklar (KVH) tüm dünyada ölüm ve hastalıkların en sık nedenidir.Araştırmalar, KVH’lerin temelinde sağlıksız yaşam tarzı ve sosyal çevrenin olduğunu göstermiştir. Kalp damar hastalıklarının tedavisinde başlıca iki hedef söz konusudur.

Birincisi;hastalık riski yüksek, fakat, hastalığın hiçbir belirtisinin olmadığı bireylerde yaşam tarzını ve risk faktörlerini değiştirerek hastalığın önlenmeye çalışılması. İkincisi ise;

bilinen aterosklerotik hastalığı bulunan kişilerde kardiyovasküler olayların tekrarını ve hastalığa bağlı ölümleri azaltmaktır.Kalp damar hastalıklarının neden olduğu ölüm,inme ve kalp krizi gibi ciddi sonuçları düşününce,hastalık meydana gelmeden önlemeye çalışmak için atılacak adım hayati önem kazanmaktadır.Örneğin;yaşı 20’yi geçmiş tüm erişkinlerde açlık lipid  profilinin (total kolesterol, HDL, LDL ve trigliserid) her beş yılda bir ölçülmesi gerekir.Erişkin yaşa gelmiş olan kişilerde kardiyovasküler hastalık gelişme riskinin tahmin edilmesi, gerek koruyucu yaklaşımlar gerekse tedavi açısından çok önemlidir. Çünkü, aterosklerotik kalp hastalığı çoğunlukla birden çok risk faktörünün ortak bileşeni olarak ortaya çıkar.Sigara,obezite,stres,kolesterol yüksekliği,hipertansiyon,hareketsiz yaşam gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin modifikasyonu ile kalp damar hastalıklarının önlenmesi mümkündür.

Önümüzdeki 10 yıl içinde kalp damar hastası olma riskimi hesaplayabilir miyim?

Yapılan geniş çalışmaların ışığında; cinsiyet, yaş, sigara, aile öyküsü, kardiyovasküler hastalık varlığı, diyabet varlığı, açlık kan şekeri yüksekliği (>100 mgr), boy, ağırlık, bel çevresi, sistolik ve diyastolik kan basıncı, antihipertansif tedavi altında olmak, total kolesterol, HDL-kolesterol, LDL-kolesterol, trigliserit parametreleri kullanılarak 10 yıl içinde kalp krizi geçirmeveya koroner ölüm riskiniz hesaplanabilir.

Kalp hastalığının belirtileri nelerdir?

       Bazı kişiler de hiç bir belirti bulgu olmayabilir.Ancak; eforla meydana gelen göğüs ağrısı,nefes darlığı,çabuk yorulma,bayılma,çarpıntı gibi şikayetlerin varlığında kardiyoloji bölümüne başvurmanız gerekmektedir

Çağımızdaki ölüm ve iş gücü kaybının en büyük nedenlerinden başında kalp damar hastalıkları gelmektedir. Kalp damar hastalıkları, zamanında fark edilip gerekli önlemler alınmazsa, damar tıkanıklığına ve bunun sonucunda da kalp krizine (miyokard infarktüsü) ve ölümcül ritim bozukluklarına yol açabilmektedir.

Kalp damar hastalıklarındaki en önemli konu hastaların kalp krizi geçirmesine engel olmaktır. Çünkü kalp krizleri, ilk saatlerde çoğunlukla ölüme neden olan ritim problemlerine yol açtıkları gibi, kalpte tıkanan damarın beslediği bölgenin hasar görmesine ve o bölgenin fonksiyon kaybına neden olmaktadır.

 

Koroner Anjiyografi Nedir?

Koroner anjiyografi bir tanı yöntemidir.
Koroner anjiyografi, kalp damarları (koroner arter) içine özel bir ilaç verip röntgen ışınları kullanılarak görüntülerinin alınması işlemidir.
Koroner anjiyografi, anjiyografi cihazının ve alanında deneyimli bir doktor ile sağlık personelinin bulunduğu laboratuarlarda yapılır.
İşlem için hastanın uyutulmasına gerek yoktur, işlem süresince hasta uyanıktır ve konuşabilir.

 

Koroner Anjiyografide Riskler

Anjiyografi işleminin tüm tıbbi girişimlerde olduğu gibi riskleri vardır ancak bu risk, teknolojik gelişmeler ve sahip olunan büyük deneyimler sonucu son derece düşmüştür.

Ölüm, kalp krizi, felç gibi önemli komplikasyonların (istenmeyen olay) oranı onbinde beş (5/10.000) ile binde bir (1/1000) arasındadır.

Ancak unutulmamalıdır ki kalp damarlarındaki teşhis edilmemiş ve dolayısı ile tedavisi yapılamamış darlıkların hastaya getireceği risk, anjiyografinin riskinin çok daha üzerindedir.

Koroner anjiyografi için hastaneye gelirken…

Anjiyografi için hastaneye gelirken doktorunuz aksini söylememişse aç olarak ve almakta olduğunuz ilaçları yalnızca az bir miktar suyla alarak geliniz. İşlem bölgesinin temizliği için her iki kasık bölgesinin tıraş edilmesinde yarar vardır. Tabii ki yanınızda yapılmış olan tetkikleriniz, kimliğiniz ve sosyal güvenceniz varsa onunla ilgili belgeler de bulunmalıdır.

Koroner anjiyografide kalp damarlarına ulaşmak için çoğunlukla sağ kasık atardamarı (bazen kol) kullanılır. Bu işlem lokal anestezi ile yapılır, işlem sırasında hasta bazen hafif bir sızı duyabilir. Hastanın tüm işlem süresi boyunca duyduğu sıkıntı budur.

Daha sonra, adına kateter denilen yaklaşık 2 mm çapında içi boş borucuklar kalbin damarlarının ağızlarına yerleştirilir ve bu kateterlerden damarı röntgen ışını altında görünür hale getiren özel bir madde (kontrast madde) verilir ve değişik açılardan damarların görüntüleri alınır.

İşlem ortalama 10-20 dakika sürer. İşlemden sonra kasığa yerleştirilen plastik kılıf çıkarılır ve buradan kanama olmaması için 4-5 saat süreyle bu bölgeye bir ağırlık konur. Bu süre boyunca hasta yatakta düz pozisyonda yatar. Daha sonra gerekli kontroller yapıldıktan sonra hasta kalkabilir ve dolaşabilir.

Koroner anjiyografiden sonra doktor sonuç hakkında ve tedavi konusunda hastayı bilgilendirir ve anjiyografi raporu verilir. İşlem sonrası doktorun uygun görmesine göre, çoğunlukla aynı gün veya ertesi gün eve gidilebilir.

Hastane Sonrası:

Hastaneden ayrıldıktan sonra 24 saat süre ile işlemin yapıldığı bölgeyi zorlamamanız önerilir. 24 saat sonra işlem yerindeki bandı çıkarabilir, banyo yapabilirsiniz. Girişim yerinde, bazen kanın deri altına sızmasıyla morluklar, sertlikler olabilir. Bunlar önemli değildir. Morlukların tamamen geçmesi bir kaç hafta alabilir. Ancak işlem yerinde kanama, şiddetli ağrı, ani şişlik olursa hemen hastaneye gidilmelidir.

Koroner anjiyografi hangi durumlarda yapılır?

  • Kalp damar hastalığı düşündüren göğüs ağrısı varlığında,
  • Kalp krizi geçirenler,
  • Kalp krizi sonrası yapılan efor testi, talyum sintigrafisi, tomografik anjiyografi gibi tetkiklerde problem görülenler,
  • Anjiyoplasti ve stent takılmış veya bypass ameliyatı olmuş hastalarda tekrar göğüs ağrısının ortaya çıkması,
  • Belli bir neden yokken ciddi ritim bozukluğu olan hastalarda,
  • Belli bir neden yok iken kalp yetmezliği olan hastalarda,
  • Kendi şikayeti olmasa bile, risk faktörlerinin varlığında damar hastalığı olduğunu düşündüren testlerin anormal çıkması halinde,
  • Kalp krizinin ilk 12 saatinde veya daha sonraki saatlerde göğüs ağrısının devam etmesi halinde.

Şeker hastalarında; kalp damar hastalıklarında sıklıkla görülebilen göğüs ağrısının olmayabileceği, yaşlılarda ise kalp damar hastalığında, göğüs ağrısı yerine, boyun, sırt, karın hatta diş ağrısının bile olabileceği unutulmamalıdır.

Balon Anjiyoplasti / Stent İşlemi

Anjiyoplasti işlemi kalp damarlarında görülen darlık ve tıkanıklıkların açılması ve dolayısı ile kalbin gereksinimi olan kan akımının rahat sağlanması amacıyla darlık bölgesinin mekanik olarak genişletilmesidir.

Koroner damarlarda (kalp damarları) kullanılan balon ve stentler, damarın çapı ve darlık bölgesinin uzunluğuna göre değişir.

Stentler balonun üzerinde sıkıştırılmış olarak darlık bölgesine ilerletilmekte, daha sonra balon şişirilerek (dolayısı ile stent de genişletilerek) stent damar duvarına yerleştirilmektedir. Böylece stent, damarın erken daralmasını ve iç yüzünde olabilecek küçük yırtıkların problem oluşturmasını önlemektedir.

Balon ve stent işlemi de prosedür olarak aynı koroner anjiyografi gibidir.

Koroner damarlarda önemli darlık ve/veya tıkanıklık görüldüğünde, eğer uygunsa, aynı seansta veya daha sonra balon anjiyoplasti ve stent işlemi yapılabilir.

Stentler

Balon ile darlık açılmasından sonra aynı yerde ani tıkanıklık veya zaman içinde tekrar darlık gelişebilmektedir. Bunun üstesinden gelmek için darlık bölgesinde mekanik destek sağlayıp ani tıkanmayı engelleyen, çoğunlukla paslanmaz çelikten yapılan stentler geliştirilmiştir.

İlaçlı (kaplı) Stentler

Stentler, yalnızca balon yapılmasından sonra sık görülen ani tıkanmayı oldukça azaltmıştır ama yine de yerleştirildikten sonra aynı yerde ilk 6 ay içinde tekrar müdahale gerektirebilen daralmalar görülebilmektedir.

Son yıllarda üzeri polimer bir yapı ile kaplanmış ve içine daralmayı önleyici  özel bir ilaç (sirolimus, paclitaxel vb) emdirilmiş “kaplı stentler” üretilmiştir.

Bu stentlerle elde edilen tıbbi sonuçlar çok daha iyi olmakla birlikte kaplı stentler çok daha pahalıdırlar.

Balon ve stentte riskler

Koroner balon anjiyoplasti ve stent işlemleri kalp damar hastalıklarının tedavisinde bir devrim olmuştur.

Bu işlemler olmadan önce kalp damarlarında önemli darlık olan hastalar bypass operasyonuna

veriliyor veya ameliyata uygun değilse ancak ilaç tedavisi uygulanabiliyordu.

İlaç tedavisi ise var olan darlığı gideremediğinden hastaların şikayeti büyük oranda devam ediyordu.

Balon ve stent işlemleri bu gün kalp damar hastalıklarının tedavisinde bir dönüm noktası olmuş, bypass cerrahisine verilen hastaları büyük ölçüde azaltmış ve hastaları cerrahinin olumsuz etkilerinden uzaklaştırmıştır.

Ancak bu ifadelerden bypass cerrahisinin gerekli olmadığı sonucunu çıkarmamak gerekir. Bu gün teknoloji ve deneyimlerimiz oldukça iyi bir noktada olmasına rağmen, kalp damarlarında önemli darlıkları bulunan ancak balon ve stent işleminin uygulanamadığı hastalarda bypass cerrahisi halen önemini korumaktadır.

Balon ve stent işlemlerinin oldukça iyi yönlerine rağmen bugün halen çözemediğimiz iki önemli sorunu vardır.

  1. Ani (akut) tıkanma
  2. Tekrar daralma (Restenoz)

Ani tıkanma

İşlem sonrasında damarın, pıhtı veya plağın bir parçası ile tıkanması sonucu oluşur. Acil olarak tekrar balon veya stent yapılması veya bypass cerrahisi gerektiren ani tıkanma oranı %2 civarındadır. Ani tıkanma gelişen hastaların %3-4’ünde akut miyokard infarktüsü (kalp krizi) gelişebilmektedir.

Tekrar daralma (Restenoz)

Tekrar daralma, balon anjiyoplasti ve stent işlemlerinden sonra karşımıza çıkan en önemli problemlerden bir tanesidir.

Tekrar daralma bazı durumlarda çok yüksek sıklıkta görülür.

  • Diabetes mellitus (şeker hastalığı)
  • Daha önceden yine stent içinde daralma olması
  • Damardaki darlığın 20 mm’den uzun olması.

Tekrar daralma en sık ilk 3-6 ay içinde görülür.6 ay geçtikten sonra aynı bölgede tekrar daralma olması nadirdir.

İlk 6 ay içinde stent bölgesinde tekrar daralma oranı, kaplı olmayan (ilaçsız) stentlerde % 20-40, kaplı (ilaçlı) olanlarda ise % 5-10 oranındadır.

Genel olarak;

Balon anjiyoplasti ve stent uygulanan tüm hastaların, binde dördünde (4/1000) acil bypass ameliyat gereksinimi ortaya çıkar. Ölüm oranı ise % 1’dir (Koroner bypass ameliyatlarında ise ölüm oranı % 1-3 arasındadır).

Ayrıca damara giriş yerinden ve işlemden kaynaklanan istenmeyen etkiler de (kasık bölgesine kanama, şişlik, kısa süreli ağrı, vb) olabilmektedir.

Hastane sonrası izlem

 

  1. Stent işleminden sonra doktor 3-6 ay süreyle ilave kan sulandırıcı bir ilaç kullanılmasını (aspirine ek olarak) isteyebilir.
  2. Balon veya stent uygulanan hastalarda, işlem sırasında kan sulandırıcı ilaç verildiğinden dolayı yatakta yatış süresi anjiyografiye göre bir kaç saat daha uzundur.
  3. Balon işlemlerinden sonra, damarın durumunu kontrol etmek için doktor bir süre sonra (çoğunlukla 6 ay) kontrol amaçlı tekrar koroner anjiyografi önerebilir.

Ne yazık ki, gerek koroner arter hastalığı tedavisinde kullanılan ne ilaçlar ne de balon/stent ve bypass işlemleri damardaki mevcut hastalığı ortadan kaldırmamaktadır.

Dolayısı ile dikkat edilmediğinde koroner damarın aynı bölgesinde veya farklı bölgelerinde yeni darlıklar ortaya çıkabilir veya hafif olan darlıklar daha da ilerleyerek ciddi darlık haline gelip, probleme yol açabilir.

Bundan dolayı hastaların risk faktörleri ile mücadele etmesi, ilaçlarını düzenli kullanması, problemlerin erken saptanması açısından doktorunun önerdiği zamanlarda ve şikayeti olduğu her zaman kontrollere gelmesi çok önemlidir.

Kalp Pili / Pacemaker

Ritim problemleri (bradikardi veya kalp bloğu) olan hastalarda kalp pilleri hayat kurtarıcı bir fonksiyon görmektedir.

Hekim tarafından uygun görülen tip ve fonksiyonel özellikte kalp pili genelde sağ köprücük kemiğinin alt hizasında bir yere cilt altına yerleştirilir.

Kalp pili olan hastalar nelere dikkat etmeliler?

Yerleştirme işlemini takiben, takılan kalp piline ait temel bilgileri ve acil durum talimatlarını içeren bir kart hastaya verilir. Bu kart her zaman hastanın yanında muhafaza edilmelidir. İlave olarak, hastalar pillerinin marka ve modellerini ezberlemelidirler.

Kalp pili fonksiyonunu etkileyen cihazlar ve değiştirilmesi

Hastalar elektronik cihazlarla ilgili sorularını mutlaka doktorlarına danışmalıdırlar. Ayrıca diş müdahalelerinde veya tıbbi girişim yapılmadan önce hastalar işlem hakkında doktorlarını bilgilendirmelidirler.

Şu durumlara özellikle dikkat edilmelidir:

Metal dedektörler

Havaalanlarında, adliye binalarında ve diğer bazı yüksek güvenlikli yerlerde hastalar pilin tanıtım kartını göstermeli ve elle aranmalarını istemelidirler. Hastalar, kalp pilinin fonksiyonlarıyla geçici olarak etkileşebileceklerinden metal dedektörlerinden geçmemeli ve elle kullanılan tarayıcıların göğüs bölgesine tutulmasına izin vermemelidirler.

Cep telefonları

Kulağa yakın tutulduklarında nadiren kalp piliyle etkileşmektedir. Yakın zamandaki bir çalışmada, kalp pili üzerine cep telefonu konulan hastaların %13 ünde etkileşim görülmüştür.

Hastalar hemen daima cep telefonlarını (kapalı dahi olsa) pil jeneratörlerinden en az 15 cm uzakta tutmalıdırlar. Cep telefonlarının kalp pilinin bulunduğu yerin zıt tarafındaki kulağa tutularak kullanılması tavsiye edilir.

Manyetik rezonans görüntüleme testi (MRI)

Bu tanısal amaçlı tetkik sırasında üretilen radyo ve manyetik dalgalar kalp pili fonksiyonlarını önemli derecede etkilemektedir. Bazı çalışmalarda MRI’nın kalp pilleri üzerinde çok az etkisi olduğu bulunmuş ise de çoğunlukla hastalara bu testlerden ve bu testleri yapan cihazlardan sakınmalıdırlar.

Bazı firmalar yeni jenerasyon kalp pillerini ve kablolarını MRI ile uyumlu üretmektedirler.

Güçlü elektriksel alanlar

Hastalar güçlü elektriksel alan oluşturan aletlerden ve böyle mıntıkalardan kaçınmalıdır. Bunlar yüksek gerilim hatları, eğlence parkı hatları ve dağılımları, güç kaynakları, büyük mıknatıslar kullanan hurdalıklar veya zayıf korunmuş araba motorlarını içerir.

Hastaların yapmaması gerekenler

Kalp pili takılmış hastaların elektrikli testere ve kaynak makinası kullanmaması gerekir.

Kalp pillerinin ömürleri ve tekrar değiştirilmeleri

Kalp pilinin bataryası, jeneratör içinde saklı olduğundan batarya eğer tükenmeye yakınsa tüm jeneratörün değiştirilmesi gerekmektedir. En modern kalp pilleri bile, kalbin pile olan ihtiyacına göre her 5-10 yılda bir değiştirilmeyi gerektiren lityum bataryaları kullanır.

Kalp pilleri beklenmedik şekilde bitmez ve birdenbire devre dışı kalmaz.

Batarya azalmaya başladıktan sonra 6 ay sonrasına kadar kalp pilleri normal fonksiyon görmeye devam ederler. Onun için kontrollere zamanında gitmek son derece önemlidir.

ICD Takılması

Ani Ölüm Riski Nedir?

Hemen herkesin bir yakını, akrabası ya da tanıdığı hiç beklenmedik bir şekilde aniden kaybedilmiştir. Bu ölümlerin bir kısmı uykuda olmuş ve hasta sabah uyanmayınca fark edilmiş, bazıları ise yakınlarının gözü önünde aniden fenalaşarak kaybedilmişlerdir.

Birçok tanınmış şahsiyet ya da sporcu da bu şekilde aramızdan ayrılmışlardır. İlginç olarak bu kişilerin birçoğunun sağlığı tamamen yerinde görünüp, ölüm öncesinde hiçbir yakınması bulunmamaktadır.

Ani ölüm de diğer birçok hastalık gibi önlenebilir ve tedavi edilebilir bir durum olarak görülmelidir.

Ani kalp ölümü tüm dünyada çok önemli bir sağlık sorunudur.

Kalp ve damar sistemi hastalıkları, ölümün tüm dünyadaki en önemli nedenidir. Bu hastaların yaklaşık yarısında ölüm ani ölüm şeklinde gerçekleşmektedir. Bu ölümlerin en önemli nedeni kalbi besleyen damarlarda daralmalar ve tıkanıklıklar sonucu gelişen koroner arter hastalığına bağlı gelişen ölümcül aritmilerdir. Yapılan çalışmalarda ani kalp ölümünün %80 oranında kalbi besleyen damarlardaki darlıklar ve tıkanmalar nedeniyle oluştuğu saptanmıştır.

Koroner damar hastalığının yanı sıra diğer yapısal kalp hastalıkları da ani ölüme neden olabilmektedir.

Ani kalp ölümünün engellenmesi, en başta koroner damar hastalıklarının engellenmesi ile mümkündür.

Bunun dışında kalp sağlığı açısından düzenli kontroller yaptırarak, bazı olayları önlemek mümkündür. Bazı nadir görülen ailesel geçişli hastalıklar, sağlıklı genç bireylerde ani ölüme neden olabilmektedir.

Özellikle yakın akrabalarını beklenmedik ani ölümlerle kaybedenlerin bir kardiyoloji merkezinde değerlendirilmeleri gerekir.

Ani ölümü önlemede AED (otomatik defibrilatör) denilen otomatik taşınabilir şok verici cihazlar çok önemlidir. Bu cihazlar insanların toplu bulunduğu yerlerde bulunmakta ve orada bulunan görevlilerin gerektiğinde kullanması için gerekli eğitimler verilmektedir.

Ani ölüm riski taşıyan ve bunun bir aritmi ile ilişkili olduğu tespit edilen hastalar için yeni ve hayat kurtarıcı bir seçenek olarak artık vücuda takılabilir defibrilatörler (ICD) var. Bu cihaz bir kalp pili gibi hastanın vücuduna yerleştiriliyor ve ölümcül aritmi esnasında devreye girerek hayat kurtarıcı bir şok dalgası vererek hastanın tekrar normal ritmine dönmesini sağlayabiliyor.

Takılabilir defibrilatörler (ICD) hayat kurtarıyor

Kalp damar hastalığına bağlı kalp yetmezliği olan hastaların çoğunluğu ritim bozukluklarından kaybediliyor.

Bunun önüne geçmek için, gerektiği zamanlarda (ölümcül ritim bozukluğu olduğunda) otomatik olarak şok verip ritim bozukluğunu ortadan kaldıran cihazlar geliştirildi (ICD, Implantable cardioverter defibrillator).

Bu cihazlar ciddi sol kalp yetmezliği olan hastalarda koruyucu olarak takılarak, bu hastaların ölümcül ritim bozukluklarından kaybedilmesini önlemektedir.

© 2014 Yedi Cihan - Telif hakları tarafımızca saklıdır.       Web Tasarım