Türkçe English العربية русский

İstanbul

Yedi Cihan Sağlık
30 Ekim 2014

Genel Bilgi

Kadim İstanbul, hem tarihi, hem de modern bir şehirdir. Yenikapı Theodosius Limanı kazılarıyla gün ışığına çıkarılan Neolitik Çağ yerleşimiyle, kentin tarihinin, 8500 yıl geriye uzandığı anlaşılmıştır. Böylelikle, İstanbul’un geçirdiği kültürel, sanatsal, jeolojik değişim ve kent arkeolojisi hakkında yeni bir dönem açılmıştır.

Yunanlılar, bugün İstanbul’un üzerinde yer aldığı coğrafya üzerinde, M.Ö. 700’de Bizantium şehrini kurmuştur. Bu şehir, Konstantinapolis adıyla Roma ve Doğu Roma İmparatorluklarının başkenti olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1453’te kenti fethetmesinin ardından, şehir, yaklaşık beş asır boyunca Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış ve Türkler tarafından “İstanbul” olarak anılmaya başlanmıştır. Bugün, İstanbul, artık başkent olmasa da, hızla gelişen ülkenin en büyük şehridir. Boğaz çevresindeki konumu, İstanbul’u, Asya ve Avrupa arasında bir köprü yapmaktadır. Boğaziçi ve Haliç ile kent yerleşimini şekillendiren topoğrafyası, şehrin en önemli sembollerinden biri olan siluetini tanımlar.

İstanbul’un tarihi ve dolayısıyla kültürü, mimarisinde görülebilir. Şehrin mimarisi Batı ile Doğu’yu bir araya getirmektedir. Şehirde Hipodrom, Yerebatan Sarnıcı ve Çemberlitaş gibi Roma Dönemi kalıntıları ve ayrıca Cenevizliler tarafından miras bırakılan Galata Kulesi yer almaktadır. Öte yandan şehri tanımlayan, Bizans ve Osmanlı yapılarıdır. Bizans yapıları arasında en önde geleni, yaklaşık 1500 yıl boyunca dünyanın en önemli anıtı olarak ayakta duran Ayasofya’dır. Günümüzde Ayasofya, müze olarak ziyarete açıktır. Osmanlı yapıları arasında ise asırlar boyunca Osmanlı sultanlarının meskeni ve yönetim merkezi olarak kullanılan Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii, Süleymaniye Camii, günümüze de ulaşmış ticaret geleneğinin yaşatıldığı Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı; kentin kültürünü ve kimliğini tanımlayan anıtlardır. İstanbul’un kültürel miras alanlarının uluslararası önemi, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde “İstanbul’un Tarihi Alanları” başlığı içerisinde kendilerine yer verilerek tanınmıştır.

İstanbul aynı zamanda modern bir şehirdir. Türkiye’nin kırsal bölgelerinden İstanbul’a yönelen iç göç ile şehrin nüfusu son yıllarda ciddi şekilde artmıştır. Bugün İstanbul, Türkiye’nin toplam nüfusunun yüzde 20’sine ev sahipliği yapmakta, GSYH’nin yüzde 22’sini ve vergi gelirlerinin yüzde 40’ını üretmektedir. Türkiye’nin yaratıcı ve kültürel endüstrilerinin merkezlerinin neredeyse tamamı, İstanbul’da bulunmaktadır. Türkiye’de gerçekleştirilen müze ziyaretlerinin yaklaşık olarak yarısı (yüzde 49), kültürel performansların ise yüzde 30’u İstanbul’da hayata geçirilmektedir.

İstanbul’un çağdaş kültürü de gittikçe daha çok ilgi çekmektedir. 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’un güçlü yönleri “artan refahı, Türkiye’nin kültürel ve turistik lideri ve öncüsü olarak konumu, sanat ve kültüre karşı artan ilgi ve hepsinden önemlisi genç ve dinamik nüfusudur”. İstanbul, söz konusu enerjisi ve dinamizmiyle diğer dünya şehirleriyle hızlı bir şekilde bütünleşirken şehrin politika yapıcıları da İstanbul’u “küresel bir şehir” olarak konumlandırmaktadır.*

Başlıca Önemli Yerler:

 

Önemli mekânlar ; İstanbul Surları, Dolmabahçe Sarayı, Haliç, Beylerbeyi Sarayı, Topkapı Sarayı, Yıldız Sarayı, Çırağan Sarayı

Meydanlar; Taksim Meydanı, Sultanahmet Meydanı, Beyazıt Meydanı, Özgürlük Meydanı

Parklar; Gülhane Parkı

Alışveriş; İstanbul’da çok sayıda tarihi çarşı vardır. Kapalı Carşı (1461), Mahmutpaşa Carşısı (1462) ve Mısır Carşısı bunlardan en önemlileridir.

 

Ne yenir

Üç üniversal imparatorluğa asırlar boyu ev sahipliği yapmış olan İstanbul, bilhassa bu özelliğinden ötürü olağanüstü bir mutfak kültürüne sahiptir. Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, Batı Romanın kileri ve baharat deposu olan İstanbul, Osmanlı imparatorluğu döneminde ise dünyanın en eski mutfak kültürünün beşiği kabul edilen Mezopotamya’nın tüm nimetlerinin zirveye taşındığı bir imparatorluk şehridir.

Günümüzde İstanbul, tüm bu tarihi mirasın özelliklerini taşıyan dünyaca ünlü Türk Mutfağı’nın ve Osmanlı Mutfağı’nın eşsiz örneklerinin sunulduğu bir merkez durumundadır. Ayrıca, kentte, dünya mutfağını; yerli-yabancı hızlı yemek (fastfood) servis eden mekanları; sokak mutfağına ait lezzetleri sunan büfeleri ve yerli-yabancı çay-kahve dükkanlarını bulmak olanaklıdır.

İstanbul’da Boğaz hattı boyunca mevsimine göre taze deniz ürünleri sunan balık restoranlarında; Tarihi Yarımada’da Osmanlı Saray Mutfağından özgün tariflerin hazırlanarak servis edildiği mekanlarda; kentin her bir bölgesindeki et ve kebap lokantalarında; bilhassa Taksim civarında ıslak hamburger-kokoreç gibi sokak lezzetlerini servis eden büfelerde; Beyoğlu-Levent-Şişli hattında farklı ülke mutfaklarından ve füzyon mutfaklarından tadların sunulduğu restoranlarda; Sarıyer’deki pideci ve börekçilerde, Karaköy’deki şerbetli hamur tatlıların en güzel örneklerini sunan tarihi dükkanlarda; meşhur yoğurduyla Kanlıca’da tadım yapmak mümkündür.

Münhasıran İstanbul mutfağına ait lezzetler denilince, akla, Sultanahmet Köftesi, İstanbul Pilavı, Sarıyer Böreği, Lakerda, Bakla Fava ve Beyinli Beykoz Kebabı gibi lezzetler gelmektedir.

Ne Alınır?

İstanbul, sadece alışveriş amacıyla da ziyaret edilebilir. Geleneksel ve modern alışveriş seçeneklerini sunan kentte, ilk akla gelen adres Kapalıçarşı’dır. Alışveriş merkezlerinin büyükannesi tabir edilen 500 yıllık Kapalıçarşı’da, 4000’i aşkın dükkan bulunmaktadır. “Türk el sanatları ürünleri, Türk halıları, el boyaması seramikler, mücevherat, bakır ve pirinçten süs eşyaları, lületaşından pipolar, deri kıyafetler” satışı yapılan ürünlerden bazılarıdır. Çarşının ortasındaki Eski Bedesten’de nadir antika parçalar da bulunur.

1600’lü yıllarda Mısır’dan gelen baharatların satıldığı ve tüm dünyaya dağıtıldığı bir merkez olan Mısır Çarşısı (Baharat Pazarı) da, tarihi bir alışveriş merkezidir. Tarçın, kimyon, safran, nane, kekik gibi sayısız baharat ve şifalı bitkinin satıldığı Mısır Çarşısı’nda; Türk el sanatları ürünleri ve kültürümüze özgü hediyelik eşya da bulunmaktadır.

Sahaflar Çarşısı, 15. yy.dan günümüze uzanan bir geçmişe sahiptir. Beyazıt Cami’nin sol tarafındaki taşlık araziyle, Kapalıçarşı’ya açılan Sedefçiler Kapısı arasındaki bölge, Sahaflar Çarşısı’nın çerçevesini çizmektedir.

© 2014 Yedi Cihan - Telif hakları tarafımızca saklıdır.       Web Tasarım